05-12-2008

Dergi Hakkında
Yayın Kurulu
Danışma Kurulu
Yazım Kuralları
Yayın Hakları Devir Formu
Online Makale İşlemleri
İletişim
Tıp Etiği-Hukuku-Tarihi Dergisi
ISSN: 1303-4332

 

ORİJİNAL ARAŞTIRMALAR


Manisa Merkez Ilçede Çalışan Aktarların Bireysel Ve Mesleki Özellikleri Üzerine Bir Pilot Çalışma

Selim ALTANa
aTıbbi Etik AD, Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi, MANİSA



Amaç: Halk arasında aktar/aktarlık olarak bilinen meslek grubunun ve yaptıkları işin bilimsel me-totlarla irdelenip sorunların tespit edilmesi ve çözüm yollarının üretilmesi amaçlanmıştır.
Gereç ve Yöntemler: Araştırmada Manisa merkez ilçe özelinde bu meslek grubu incelenmeye çalışılmıştır. 8 Aktar bu çalışmaya katılmıştır. 74 sorudan oluşan anket formu hazırlanıp dağıtılmıştır. Anketlerin değerlendirilmesinde gözlem metodu da uygulanmıştır. Zira katılımcıların bazı sorulara yasal ve başka korkularla doğru cevap vermedikleri; iş yerlerinde uygulanan gözlem sonucunda tespit edilmiştir.
Bulgular: Anketin değerlendirilmesi sonucunda Manisa merkez ilçede aktar, poşetçi,lokman,tarım ürünleri gibi çeşitli isimler altında çalışan bu kişilerin çoğunun Manisa doğumlu ve orta yaş grubunda olduğu, tamamının erkek olduğu, öğrenim durumlarının ilköğretimden yükseköğretime çeşitlilik gösterdiği, hemen tamamının bu alanda bir eğitim veya sertifikaya sahip olmadıkları ve işi kendi kendine öğrenmeye çalıştıkları, çoğunun başka işi olmadığı için bu işi yaptıkları ailelerini bu işten elde ettikleri gelirle geçindirdikleri,hastalarının çoğunun özellikle kronik bir hastalığı olan bayanlar olduğu ve bunların tek tek ya da karışım bitki talep ettikleri, sağlık alanında çalışanların yanında çeşitli meslek ve tahsil düzeyinde hasta-müşterilerinin olduğu, bir kısmının hasta tedavi etmediklerini ifade etmelerine rağmen tamamının hastalara tedavi maksadıyla hiçbir bilimsel bilgi temeline ve gerekli formasyona dayanmaksızın, hijyenik kuralların dikkate alınmadan ambalajlandığı ve depolandığı bitkisel, hayvansal ve mineral kökenli terkipler hazırlayıp verdikleri tavsiye ettikleri belirlenmiştir. Araştırmada bu kişilerin kendilerini Tıbbın alternatifi olarak tanımlamadıkları, sadece bazı hastalıkları geleneksel-folklorik hekimlik yöntemleriyle tedavi etmeye çalıştıklarını; hekimlerin hastalara karşı kötü davranmaları, ilaçların pahalı, yan etkilerinin fazla oluşu ve kimi zaman tedavi edici etkilerinin olmamaları ve hastanede karşılaştıkları olumsuz muamele ve bazı hastalıkların tedavisinin hekimlerce yapılamamasından dolayı hastaların kendilerini çare olarak görüp müracaat ettiklerini ifade etmektedirler.
Sonuç: Yasal olarak ülkemizde hasta tedavi etme hakkı hekimlere verilmiştir. Bununla birlikte hekimler bu haklarını kullanırken yani hastalıkların teşhis ve tedavisi sürecinde, bilimdeki ve teknolojideki gelişmeler sonucunda elde edilen bilgiye dayanmak zorundadırlar. Günümüzde tıp biliminin ulaştığı gelişmişlik düzeyi itibariyle pek çok hastalığın tedavisinin henüz hekimler tarafından tam anlamıyla başarılamadığı da bir gerçektir. İnsan sağlığı konusunda dünya çapında kurumlar tarafından yapılan araştırma-geliştirme çalışmalarının sürekliliği ve ciddiliği, ne yazık ki hastaların çaresizlik duygusu, ölüm korkusu, sakatlık paniği vb. etkenlerle arayışa girmesinin ve bilim dışı yöntemlere ilgi duymasının önüne geçememektedir. Bu durum, hekimlik dışındaki mesleklere mensup kişilerin, problemin barındırdığı ciddi ticari boyutu dikkate alarak problemin çözümünde yer almak istemeleri gibi bir sonuca yol açmaktadır. Aktarlar, eczacı kalfaları, güzellik ve fitness merkezleri ve çalışanları, doğal-ekoloik-organik ürün ve gıda katkısı satıcıları ve hatta eczacıların bu maksatla zaman zaman hekim yerine hekimlik hakkını kullanmak istedikleri gözlenmektedir. Bu tip meslek ve uygulayıcıları arasında aktarlar konu ile ilgili eğitim ve formasyona sahip olmamaları, tarihsel olarak sağlık folklorumuzun bir parçası olmalarından kaynaklanan toplumsal bir role sahip olmaları ve bu rolleri dikkate alınarak halk arasında hastalıklar konusunda tecrübeli oldukları varsayılarak son çare olarak görülmeleri ve nispeten sempati ile algılanmalarından dolayı halk sağlığına yönelik tehditler sıralamasında diğerlerine nazaran en önemli noktada görülmek durumundadırlar. Bu tehdidin bertaraf edilmesi için, yasal tedbirlerin bir an önce alınması ve uygulanması, halkın bu konularda gerek sağlık çalışanları tarafından ve gerekse medya aracılığı ile eğitilmesi, hasta hekim ilişkisinin hekimler tarafından mevcut soğuk ve mekanik yapısından kurtarılıp hasta-insanı esas alan bir anlayışla yönetilmesi ve böylece güven unsurunun bu ilişkideki hayati önemi öne çıkarılarak halkın (hastanın)bilim dışı unsurlara yönelmesi engellenmelidir. Bunun yanında ülkemizin her noktasında görev yapacak olan geleceğin hekimlerinin, fitoterapi ve halk hekimliği uygulamaları gibi konularda çeşitli kurslar ve seminerlerle bilgilendirilmelerinin, güven unsurunun beslenmesi açısından uygun olacağı düşünülmektedir.


Anahtar Kelimeler: Aktar, Manisa, alternatif tıp, fitoterapi, halk hekimliği

Turkiye Klinikleri J Med Ethics 2007, 15:30-38

E-mail To Friend This Page Printer Friendly Page
 
 
 ARAMA
  
 Ayrıntılı Arama
 GİRİŞ
 Kullanıcı Adı :
 
 Şifre  
   Beni Hatırla
 Şifremi Unuttum
 Kayıt Ol
 
 
 
 
 
 
 
 

Yasal uyarı: Bu sitede yayınlanan resim, yazı ve diğer uygulamaların her hakkı Ortadoğu Reklam Ve Yayıncılık A.Ş. 'ye aittir. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Bu site hekimleri sağlık alanında bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler tanı ve tedavi amaçlı kullanıldığında sorumluluk tamamen kullanıcıya aittir. Siteye girmekle bu şartları okumuş, anlamış ve kabul etmiş sayılırsınız.