|
|
Klinik Uygulamada Hekim-hasta Ilişkisi
Dr. N. Yasemin OĞUZa
aDeontoloji AD, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, ANKARA Terimin geniş anlamıyla klinik uygulamada hekimle hasta arasındaki ilişki, etik açısından önemli ölçüde hekim ve hastanın kimlikleri ve rolleri ile belirlenir. Bu kimlik ve roller tıbbın tarihsel evrimi içinde üç tür ilişkinin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bunlar etkinlik-edilginlik, yol gösterme-işbirliği ve karşılıklı katılıma dayalı ilişki biçimi hekim-hasta ilişkisinin etik yönünden temeli durumuna gelmiştir. Bu tür ilişkiye örnek olarak bireysel psikoterapideki ilişki modeli gösterilebilir. Zamanımızdaki değişimin temel nedenlerinden biri, hekim-hasta ilişkisinin temel öğesi olan güvenin dayanağının değişime uğramasıdır. Buna göre hastanın hekime güvenmesinin nedeni, onun kendisi için en iyi olanı yapacağına inanmasından çok (Hipokratik güven öğesi), en iyi olanı seçmesi için gereksindiği bilgiyi kendisine sağlayacağına (aydınlatılmış onama dayalı güven öğesi) inanması olmaktadır.
Ancak bu yeni tür ilişki biçimi hekimde de hastada da bir takım yeni becerilerin gelişmesini gerektirmektedir. Bunlar arasında en önemli yeri iletişim becerileri almaktadır. Kuşkusuz bunların kazandırılması dışında da sağlık hizmetlerinin sunulduğu mekanlar, sağlıkla ilgili hakların korunmasına yönelik düzenlemeler ve hakların kullanılması ile ilgili olarak kamuoyunun bilgilendirilmesi gibi, bu alanda düşünülmesi gereken bir çok konu bulunmaktadır.Turkiye Klinikleri J Med Ethics 1995,2-3:59-65
|
|
|
|
|