|
|
Do - Not - Resuscitate (dnr) Talimatının Temel Etik Ilkeler Açısından Değerlendirilmesi
Engin BAŞTÜRK*
* Dr., Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Deontoloji AD, İSTANBUL Kardiyopulmoner resüsitasyon (KPR ingilizcede CPR kısaltılması kullanılmaktadır. CPR: Cardiopulmonary Resuscitation) kardiyak veya respiratuar arest olan yatan hastalara rutin olarak yapılan müdahaledir.Diğer tıbbi müdahalelerde olduğu gibi bazı amaçları vardır.Örneğin hayat kurtarmak, ağrıları azaltmak veya hastayı eski sağlığına kavuşturmaktır, ek olarak KPR'ye özgü en önemli amaç klinik ölümün önlenmesidir.KPR'nin uygulanmasıyla birlikte bu amaçlara sıklıkla ulaşamıyoruz.1960-1980 yılları arasında rapor edilmiş 12266 olguda yapılan incelemede, hastanede yatan bu hastaların %39'u prosedür boyunca ve %17'si de hastaneden taburcu oluncaya kadar hayatta kalmışlardır.KPR uygulamaları, son dönemde hemen hemen tüm hastalarda ve resüsitasyondan sonra çok kısa bir zaman hayat beklentisi olan hastalarda dahi çok yaygın ve sık kullanılmaktadır.KPR'nin hangi koşullarda uygulanabilir hangi koşullarda uygulanmaması gerektiği soruları daha sık sorulmaya başlanmıştır.En önemli sorumlulukları hekimler, hastalar, hasta yakınları, hasta vekilleri ve hukukçular üstlenmiştir.KPR'nin uygulanmaması kararı zor ve ağır sorumlulukları getirir; çünkü hekimler için hukuki sorumluluğu yanında etik ve manevi değerler açısından oldukça yıpratıcı olabilmektedir.Bu zorlukları en aza indirmek için verilecek kararda başta hastanın kendisin, karar verme yetisine sahip değilse vekilinin veya vekili yoksa hekimin diğer meslektaşlarına danışabileceği Hastane Etik Komiteleri yer almalıdır. Tüm bunlar gerçekleştirilirken hastanın özerkliği, değerleri ve kişisel öncelikleri göz önünde bulundurulmalıdır.Anahtar Kelimeler: DNR; KPR, Etik KomiteTurkiye Klinikleri J Med Ethics-Hukuku-Tarihi 2003, 11:12-21
|
|
|
|
|